Çatışmaya Gerek Yok

Çatışmalar günlük yaşamımızda ailemizin sınırları içerisinde de oluyor, organizasyonlarda da oluyor. Anne terliklerinin ayakta durmaması ve kafaya güdümlü olması çatışmaların sonucudur… Yine organizasyonlara bakacak olursak satış departmanlarında çalışan arkadaşlarımızın “Nasıl olsa üretirler, işleri ne?!” diyerek sattığı “henüz ortada olmayan makineler” toplantılarda üretim departmanıyla satış departmanı arasında yaşanan çatışmaların konularından biridir.

Çatışma, basitçe ifade edecek olursak, sosyal aktör/ler arasında gelişen anlaşmazlıkların ya da uyuşmazlıkların sonucu olan süreçlerdir. Bireyler, gruplar ya da organizasyonlar bahsettiğimiz sosyal aktörlerdir.

Peki, çatışmalara karşı tutumumuz ne olacak? Çatışmaların her zaman kötü mü? Çatışmaları tamamen engelleyebilir miyiz? Bu noktada geçmişten günümüze birtakım yaklaşımlar olduğunu görüyoruz. Bu yaklaşımları geleneksel ve modern olarak basitçe ele alırsak aralarındaki farkı kolayca anlayabiliriz;

Geleneksel yaklaşıma göre çatışmalar kesinlikle zarar veren, negatif ve mantıklı olmayan gelişmelerdir. Verimliliğin azalmasına yol açan, düzeni bozan, üretkenliğin önünde bir engel olan çatışmalar geleneksel yaklaşıma göre kesinlikle engellenmelidir.

Siz de farketmişsinizdir; burada çatışma kavramı daha çok şiddetle, yıkıcı güçle, bozunmayla, çöküşle ve mantığa aykırı olmayla ilişkilendirilmiş. Çatışmadan uzak durmak ve çatışmaları engellemek geleneksel yaklaşımda bir zorunluluktur.

Modern yaklaşımlara baktığımızda ise çatışmaların doğal olduğu ve engellenemez olduğu düşüncesi hakimdir. Her organizasyonda çatışmaların yaşanacağı ve bunun yalnızca yıkıcı olmak zorunda olmadığını ifade ederler. Özetle, modern olarak nitelendirdiğimiz yaklaşımlar çatışmaların faydalı etkilerinin de olabileceği üzerinde dururlar.

Şimdi geçmişten günümüze kadar gelen bu yaklaşımlar ne bize ne sağlıyor? Bu yaklaşımlarla neyi anlamalıyız? Bahsettiğimiz yaklaşımlar bir görüşü besliyor. Hem de bu görüşün çok güçlü olmasını sağlıyorlar. Bu görüş, çatışmaların yönetilebilir olduğu görüşüdür. Tanımını yaptığımızda daha iyi anlayacaksınız;

Çatışma yönetimi, istenilen çatışma düzeyine ulaşma amacıyla çeşitli stratejilerin, araçların ve tekniklerin kullanılmasıdır.

Anlayacağınız, çatışmayı engellemek için ya da çatışmayı istediğiniz seviyeye getirmek için çatışmayı yönetmeniz gerekiyor. Sizin kişisel özellikleriniz, sahip olduğunuz yaklaşımlar, tutumunuz, araçlarınız, stratejiniz ya da faydalanacağınız teknikler değişebilir ama temelde yapılmak istenen şey çatışma yönetimidir. Oldukça basit; kesinlikle çatışmaları önlemek istiyorsanız çatışmayı yönetmek için çaba harcayın ya da istediğiniz düzeye getirmek istiyorsanız yine çatışmayı yönetmek için çaba harcayın. Sonuçta bu çatışmalar yönetilmek zorundadır.

Peki, çatışmaları nasıl yönetebiliriz? Bir çatışmada taraf olmadan çatışmayı nasıl istediğimiz seviyede tutabiliriz ya da tamamen ortadan kaldırabiliriz? Biraz da bunun üstüne konuşalım.

Çatışmaya Gerek Yoktu!

Çatışmalardan yıpranarak çıkan kişiler sık sık “Aslında bu duruma gelmemeliydik.”, “Çatışmaya gerek yoktu!”, “Keşke böyle bir şey yaşamasaydık” gibi cümleleri sık sık duyuyor olabilirsiniz. Keşke cümleleri duymamak için kullanabileceğiniz birkaç yöntemden sizlere kısaca bahsedeceğim.

1. Meşgul Etme Yöntemi:

Eğer tartışmaya taraf olacak olan sosyal aktörler varsa onlara yoğun bir iş programı verebilirsiniz. Böylece iş yapmaktan tartışmaya zaman kalmayacaktır. Özellikle organizasyonları ele alacak olursak; insanlar iş yapmaları gereken sürelerde çatışarak hem çalışma atmosferine zarar verebiliyorlar hem de organizasyonun uzun vadeli hedeflerine uygun olmayan çatışmalar kullanabiliyorlar. Bunun önüne geçmek için çatışmanın taraflarına onları yeterince meşgul edecek işler verebilirsiniz.

2. Hakem Yöntemi:

Zaman zaman çatışmaların merkezinde ya da sağında-solunda yer almak istemeyebiliriz. Kaçınmak istesek de gerek pozisyonumuz gereği gerekse de faaliyetlerimiz gereği kendimizi çatışmaların merkezinde bulabiliriz. O zaman içinde bulunduğumuz durumdan kurtulmak için kullanabileceğiniz bir yöntemi size aktarayım; hakem yöntemi. Hakem yönteminde çatışmanın taraflarının dinleyeceği ve verdiği karara saygı göstereceği bir hakem içinde bulunulan durumu çözüme kavuşturur. Verdiği karar da çatışmanın taraflarınca kabul edildiği için çatışma son bulacaktır. Tabi hiçbir yöntemde kesinlik yoktur. Dolayısıyla eğer taraflardan biri hakemi de dinlemezse yıpratıcı sonuçlar ortaya çıkabilir.

3. Problem Çözme Yöntemi:

Problem çözme yöntemi, çatışmayı ortaya çıkaran temel nedenleri açıkça gösterir. Bu sayede herkes çatışmanın nedenlerinin farkına varır ve artık alternatif çözümler üzerine yoğunlaşılır. Çatışmayı büyütmek yerine çözüme götürecek konular dikkate alınır. Bu yöntem sayesinde tatmin edici çözümler elde edilebilir. Ayrıca çatışmanın nedenleri açıkça ortaya konduğu için öğretici bir yönü de olmaktadır.

4. Yapısal Değişiklikler Yapma:

Çatışmalarla başa çıkma yöntemlerinden bir diğeri de yapısal değişiklikler yapmaktan geçer. Eğer iletişim kanallarında sorunlar varsa bu kanalları geliştirmek için bir yapısal değişiklik yapılır. Örneğin veri aktarımı birçok organizasyonda sorun olmaktadır. USB Bellekler bir o bilgisayara bir bu bilgisayara takılır. Bu veri kaybına yol açabilir. Sonucunda çatışmalarla karşılaşılan bu veri kayıpları nasıl bir yapısal değişimle çözülebilir? Cevap: çevrimdışı veri aktarım sistemi geliştirilerek. Organizasyon kendi bilgisayarlarının bağlanabildiği ortak bir ağ oluşturarak USB bellekler yerine doğrudan ortak ağla veri aktarımı yapar ve bu konuda karşılaşılan çatışmaların önüne geçmiş olur. Bu yaşanmış bir örnek.

5. Oylama Yöntemi:

Çatışmaya taraf olan kişiler bir topluluğa kendi fikirlerini anlatırlar. Savundukları görüşü sunarlar. Daha sonra da oylama yapılarak çıkan sonuca uygun davranılır. Tabi ideal şartlarda bu durum geçerlidir. Zaman zaman oylama yapacak olan topluluk tarafsız davranmayabiliyor. Bu nedenle gerçekten objektif bir oylama olacağından emin olunduğu zaman oylama yöntemini tercih etmekte fayda olacaktır.

Evet. Bu yazımızda geniş bir perspektiften çatışmalar üzerine konuştuk. Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Kimseyle çatışmayın. 🙂

Yorum yapın